25 Ekim 2022 Salı

Hu Jintao’yu zorla salondan çıkaran Batı’nın dezenformasyon medyası

Birkaç yıldır yazılarımda Batı kapitalizmi medyasında ÇKP ve Çin hakkında yayınlanan haberlerin bilgi vermeyi ve Çin’i anlamayı-anlatmayı değil dezenformasyon yaymayı amaçladığını yazıyorum. ÇKP kongresinde bu dezenformasyon faaliyetinin en rezil örneklerinden birini vermeye çalışırken iş üstünde basıldılar, suçüstü yakalandılar. Neredeyse bütün Batı medyası ve onların diğer ülkelerdeki yancıları hep bir ağızdan “Hu Jintao, kongre salonundan zorla çıkarıldı` diye bir haber yaptı ve ortalıkta dolaşan o görüntüleri yayınladı.

Bu yalan haber üzerine, Çin TV’leri tüm görüntüleri yayınladı. O görüntülerde Hu, tıbbi müdahale sonrası kendini iyi hissedince, daha önce Covid-19 hastaları veya Covid-19’a karşı özel olarak korunması gerekenler için yapılan özel bölümden kongreyi izlemeye devam ediyordu. O bölümde bulunmasının Covid ile bir alakası yok. Tek neden, olası bir rahatsızlık durumunda doktorların salondaki kalabalığın engeline takılmadan (ve kongrenin akışını bozmadan) hızlı ve rahat müdahale edebilmesini sağlamak.

 

Hu’nun bir rahatsızlığı varmış (rahatsızlığını özel hayata saygı açısından burada yazmıyorum) ve kongreye katılmasının sağlığını etkileyebileceği konusunda uyarılmış. Fakat Hu, kongreye katılmayı tercih etmiş (bunları kendisi doğruladı). Rahatsızlandığını fark eden yardımcıları görevlileri bilgilendirmiş ve yardım istemiş. Gelen görevlinin Hu’yu sanki zorla götürüyormuş gibi görünen (koluna girip koltuktan kalkmasında ısrarcı olan) o hareket Hu’nun “Şimdi iyi hissediyorum, sorun yok, idare ederim” sözlerine karşı görevlinin doktor kontrolünün gerekli olduğunda ısrar etmesinden ibaret.


Aslında olay bir kısmıyla gözümün önünde olup bitmiş sayılır. Ben koridorda salona doğru ilerlerken Hu, koluna giren görevlilerin “Doktor şu odada sayın başkan” sözleri arasında önümden geçti. Buna rağmen, Türkiye’den bir dostun “Hu’nun zorla salondan çıkarıldığı”ndan bahseden -emailini alınca mevzuyu anlamakta ben bile zorlandım. Ne de olsa, gözünün önünde doktora götürülen birinin zorla-aşağılanarak salondan çıkarıldığını düşünmek her aklın işi değil…


Hu Jintao ve kaybedilen itibar


Hu, ÇKP hiyerarşisinde olmaması gereken yerlere gelmiş biri. Bana göre ise, ÇKP’nin gördüğü en vasat Genel Sekreter ve Çin’in gördüğü en kötü başkandır. Bu hak edilmemiş yükselişinde kendinden önceki Devlet Başkanı Jiang Zemin tarafından istikbal edilmesinin payı çok büyük. Jiang ve Hu, Deng Xiaoping ekolünden geliyorlar. Deng’in rahle-i tedrisinden geçikleri için onun çırağı sayılırlar. Fakat, Türkçedeki o özdeyişin dediği gibi, çırakları ustayı geçti. Deng, kapitalist yoldan kalkınma politikaları ve dolayısıyla ekonomik liberalleşmenin mimarıdır; fakat bütün liberalleşme sevdası bundan ibarettir. ÇKP’nin (ve sistemin) siyasi-ideolojik olarak liberalleşmesi hatta liberalliğe kapı aralaması bile Deng’in kitabında yoktur. Çırakları olan Jiang ve Hu, ustaları Deng’i işte bu siyasi-ideolojik liberalleşme konusunda geçtiler.


Onların, özellikle Hu’nun dönemi ÇKP’nin adeta alabora olduğu, liberallik ve liberalizmin itibar gördüğü, Amerikalı çeşitli kuruluşlar tarafından bazı Çinli kapitalistlerle birlikte “demokrasi ve demokratları destekleme” adı altında ÇKP’yi içeriden ele geçirme veya dışarıdan kuşatma diyebileceğimiz faaliyetlerin yürütüldüğü bir dönem oldu (yolsuzluklar, güç istismarları gibi ÇKP’yi içeriden çürüten kötülükler ayrı bir hikaye). Onun döneminde liberalizm düşüncesi ve liberaller itibar gördüler. Sesleri (başta akademya olmak üzere) her köşeden yükseldi, ÇKP'yi ve Marksizmi yüksek sesle eleştirmek batılı hempaları gözünde itibar kazanma aracı haline geldi. Amerikalı hempalarından büyük destek gördüler.


Bo Xilai (Bo Şilay)’ın düzenlediği, Mao posterleri ve Mao’nun “Kızıl Kitap”ından alıntıların yer aldığı pankartlarla donatılmış ve adeta insan selinin aktığı o kitlesel mitingler yoldan çıkan o ÇKP’ye bir açıdan bir başkaldırı ve uyarıydı. ÇKP aklı gidişatı gördü, bu uyarıyı ciddiye aldı ve gereğini yaptı. Mevzu bu değil ama yeri gelmişken not etmeliyim: Şimdi Şi Cinping, Deng’den itibaren (fakat ağırlıkla ondan sonra) siyasi, ideolojik, yönetim yapısı, liyakat ve ahlaki olarak yoldan çıkarılan ÇKP’yi toparlamaya çalışıyor, hem de yöneticiler veya yönetici adayları için standartları yüksek tutarak ve katı kurallar koyarak... Olup biten budur. Yoksa dezenformasyon medyasının ve çapsız çok bilmişlerin (akademisyen, gazeteci vs) söylediği gibi Şi, bütün gücü elinde toplamak ve gücünü artırmak peşinde değil. Bütün o silkelenme, görevden almalar-eski dönemin sorumlularının tasfiyesi, soruşturmalar, nitelikli kadrolardan oluşan yeni atamalar ÇKP'de değişim-dönüşümü sağlamayı amaçlıyor, güç konsolidasyonunu değil. ÇKP, içinde farklı bakış açısına sahip olanlar olsa da (Bunlar batı kapitalizmi muhiplerinin iddia ettiği gibi hizip değil) bir ortak akıldır, tek kişinin aklı değil. O ortak aklın merkezi başta Merkez Komite olmak üzere Daimi Komitedir.

 

Yukarıda da bahsettiğim gibi, Hu, Deng Xiaoping ekolünden gelen ve Deng’in 30 yılının finalini yapan vasat ve çapsız bir Devlet Başkanı ve ÇKP Genel Sekreteriydi (30 yıllık dönemleri anlamak için “ÇKP kongresi, Çin yüzyılı” başlıklı yazımı okunmanızı öneriyorum https://kamuraninnotdefteri.blogspot.com/2017/11/ckp-kongresi-cin-yuzyl.html). Fakat (siyasi) liberalleşmenin düşmanı olan Deng’i doğru anlamamıştı. Hu, Deng yaşarken bu görevde olsaydı, muhtemelen Deng’in isteğiyle ömür boyu ev hapsine alınırdı. Hu, bugünkü ÇKP açısından önemli ve daha da kötüsü pek saygın biri değildir. Parti içinde bir etkisi olduğunu söylemek fazla iddialı bir görüş olur.


Zorla salondan çıkarılarak gözden düşürüldüğüne ilişkin iddialara gelince, ÇKP, birini gözden düşürecekse, bunu görevi başındayken yapar, tıpkı General Lin Biao, Zhao Ziyang, Hu Yaobang, Bo Xilai ve daha başkalarına yapılanlar gibi. Görevi sona ermiş, hiçbir yetkisi olmayan ve zaten itibarını kaybetmiş birine gözden düşürücü muamelede bulunmak ÇKP geleneğinde yoktur.


Hiç yorum yok: